14 Eylül 2020 Pazartesi

Stres ve hormonel dengesizlik

 


Stres, normal ve dogal bir tepki. Insanlik evriminin en önemli tepkisi, cünkü insanoglunun hayatta kalabilmesini saglamistir.  Stres ve vücutta salgilanan birtakim hormonlar ve maddeler olmadan yasayamayiz. 

Aliskin olmadigimiz , yeni karsilastigimiz isler , vazifeler de bizi kisa vadede strese sokar, fakat kisisel gelisimimizi oldukca olumlu etkiler. Bizleri güclendirir. Bu pozitif stres diye de tanimlanabilir. Hic zahmete ve strese girmeden yasanilan bir hayat degildir hayatin anlami. Bu bahsettigimiz stres türü gecicidir. Eger stres daha uzun sürerse bizim icin sorun teskil edebilir. Sadece sindirim sistemi degil hormon sistemi de düzensiz calismaya ve hormonsisteminin dengesi bozulmaya baslar. Cevremizdeki zehirler, cep telefonu ve wifi , besin degeri olmayan yiyecekler , uykusuzluk , hayatimiza ritm veren önemli unsurlarla olusan uyumsuzluk (gece gündüz farki, mevsimler ) gibi diger stres faktörleri de önemli tabii ki. Bu sürekli stresten baslica zarar gören organlar tiroid bezesi , cortison üretiminde önemli olan böbrek üstü bezeleri, hormon sentezi ve salgilamasinda önemli olan hipofiz ve de tabii ki hormonel denge. Cok fazla cortison üretildigi taktirde hormon sentezindeki denge de o yöne dogru olur. Yani progesteron olusumu da azalir. Hatta kadinlarda estrojen fazlasi olusur.

Hormonterapisi

Benim icin önemli olan sorunun nereden kaynaklandigini arastirmak. Sadece projesteron eksikligini telafi etmek yeterli degil. Dogala ayar hormonlarda da dikkat ederim. Cünkü hormon sentezinin dengesi stres hormonlari yönünde ise projesteron olusturamazsiniz ne kadar telafi etmeye calissaniz da!

Projesteron erkekler isin de önemli!

Erkeklerin en önemli hormonu testosteron. Fakat projesteron ve östrojen ile dengesi erkekler icin de cok önemli. Cünkü vücudun insulin üretimi ve salgilamasini dengeler. Ayrica saglikli bir kolesterol dengesinde ve vücudun karin bölgesinde yag olusumunu engeller. Düsük bir projesteron orani erkekte prostat kanseri riskini de arttirir.

Peki nereden baslanip nasil devam etmeli?
  • Vücudun toksikleri , günlük yasamimizda eksik olmayan zehirleri vücuttan arindirilmali. Fakat bu olay yeterince enerjiye ihtiyaci olan bir islemdir. Eger bu enerji yeterince vücutta saglanamiyorsa ve eksikler varsa telafi edilmeli mutlaka, yoksa yarar yerina zarar verirsiniz. Özellikle böbrek üstü bezelerinin de hangi durum da oldugu analiz edilmeli. Tükürük testi bu konuda cok iyi sonuclar veriyor. Dogal tibbin cok güzel imkanlariyla vücudun eksikleri telafi edilebilir ve önemli organlar desteklenebilir. Bütünsel kan analizleri yoluyla vücudun enzim sistemlerinin eksikleri olup olmadigi tespit edilebilir.
  • Disaridan hormon etkisi olan seyler almamali ve dikkat etmeliyiz. Kiyafetlerde büyük oranlarda zehir olabiliyor. Giyilebilecek duruma gelene kadar 4-5 kez yikamak gerekebilir. Elimizde kahve veya yiyecek götürmek cok pratik görünebilir ama bize verilen plastik kaplarda da hormon etkisi olan maddeler var. Farkinda olmadan vücudumuzu zehirliyoruz maalesef. Bu durumlarda vücudun detox sistemlerine enzim desteginde bulunulmali.
  • Tabii ki bagirsaklar karaciger, böbrek ve lenf sisteminin yaninda cok önemli. Floranin ne durumda olduguna bakmak ve zarar veren bakteri veya digerlerini arindirmak ve tekrar normal florayi dengelemek cok önemli.
Kan sekerinin düsmesi de projesteron düsüklügü ile alakadar!

Estrojen ve projesteron orani dengesi , kan sekeri degerini de etkiler. Eger devamli kan sekeriniz düsük ise bu alanda arastirmaniz iyi olur. Estrojen fazlasinin kan sekerinin düzensiz olmasinda payi var

Geleneksel bati tibbi burada nasil fayda edebilir?

Geleneksel bati tibbi bir cok konuda destek olabilir. Özel kan tahlileri ve laboratuvar denetiminin yanisira  bireylerin dogustan birlikte getirdikleri  temel nitelikleri hakkinda bilgi edinerek bu acidan da destekleyebiliriz.
Bu benim baslica odak noktam


sorulariniz varsa severek yardimci olurum.


Öznur Acar


15 Temmuz 2020 Çarşamba

Fatique- Sadece bir kanser sorunu degil!



Fatique Sendromu belirtileri özgül olmayan bir semptom komplexi. Kronik yorgunluk, yeterince uykuya rahmen yorgunluk ve halsizlik; bas ve eklem agrisi, dima ve konsantrasyon bozukluklari, depresyon ve kismen alerjiye de rastliyoruz. Özellikle kanser hastalarinda görülür. ama sadece bir kanser problemi degil artik. Örnegin myom ve endometriyoz sorunu olan kadinlarin ayni sorunlari yasadigini biliyormuydunuz? Bilhassa endometriyoz teshisi zor verilebilen bir hastalik. Cünkü adette akmasi gereken kan baska organ ve dokularda birikir. Özellikle bagirsaklarda, karinda . Hatta diyaframda bile birikebiliyor!  (diyafram karin boslugunu gögüs boslugundan ayrina büyük kastir) 
Endometriyoz nedenleri egzeriyetle hormon dengesizliginden kaynaklanir. Tipki myomlarda oldugu gibi. Estrojen-projesteron dengesi özellikle estrojen fazlaligina yönelmekte. Geleneksel bati tibbi acisindan bakarsak karin altinda kalca kemiklerinin karnin alt kisminda olusturdugu boslukta bulunan rahim ve yumurtaliklarin da bulundugu kisimda kan dolasiminin güzel islememesi ve birikmesi dolayisiyla da olusur. Bazi kadinlar buna meyilli olur.


Bazen en zayif, göbegi dümdüz olan kadinlarda bile muayenede birtakim birikintilerin oldugunu hissedebiliyorum. Tabii ki birikintiler ruhsal olarak da etkiler. Sertlesme, birikme olaylarinin cokca oldugu insanlarda ruhsal bir agirlik, enerjisizlik olusur. Melancholi benzeri bir durum.
Vücuttaki mitokondriumlar , yani vücudumuzun en önemli enerji fabrikalari, dogru düzgün calisamaz hale gelir. Bilhassa bag dokusunda biriken, vücudun metabolizmasinin güzelce atilmasi gereken maddeleri ayiramadigi zamanlarda.
Sadece kadinlardan bahsettik. Elbette erkeklerde de olusabiliyor fatique.
Eger fatique e neden olabilecek kronik hastaliklarin bulunmadigi doktorunuz tarafindan tasdiklendiyse modern yasam tarzimizin birlikte getirdigi bir fenomen diyebiliriz.
Ilginc olan eskiden yasamin aslinda daha agir olmasi.Günümüzde düzenli tatil, ev aletlerinden tut herseyimiz var! Ama hayatimiz o kadar kompleks oldu ki bizi yormaya basliyor. Eskiden yasam daha basit idi. Yemegimiz (ki besin degeri olmayan besinler artmakta. Yani tok bile olsak aslinda aciz!), kiyafetlerimiz, gittikce daha dijital olan yasamimiz. 
Modern tibbin kabul etmedigi bag dokusunun asitlenmesi, vücudun kendi bazik tampon sistemlerini tüketiyor. Özellikle belli bir yastan sonra bunu hissediyoruz. Ama bir de dogal yasayan toplumlara bakiniz: bir takim kizilderili  ya da baska topluluklar. Hic kanser, tansyon gibi sorunlara rastlanmaz. Bu bence yasamimizin gereksiz derecede komplekslestigine isaret.

Peki ne yapabiliriz?

Ilk akla gelen tabii ki detox! Ama detox olayinin da enerji istedigini unutmamak gerek. Eger eksikler varsa bunlar ilk olarak telafi edilmeli! Mitokondriumlarin calismasini saglayan önemli faktörler takviye edilmeli! Örnegin enzimler, cinko, selenium gibi cofaktörler. Ayrica B vitaminleri
Yani anlayacaginiz detox dediginiz olayin da belli bir enerji seviseyine ihtiyaci var! Eger enerjiniz yoksa detox sizi daha da yorar.
Kisacasi : alti aydan fazla bir süre sizde bu belirtiler varsa önce doktorunuzla kronik hastaliklarin olup olmadigindan emin olun. Ondan sonra caresine bakilabilir.Özel kan tahlileriyle eksikleriniz ortaya cikartilabilir ve telafi edilebilir. Safran ve altin kök yada gül kökü de denilen bir adaptojen (serotonin düzeyini yükseltebiliyor!) ve bircok diger bitkisel maddeler de yardimci olabilir.  Kendinizin yapabilecegi de cok sey var:
Beslenmenizi degistirin. Hayvansal ürünleri azaltin ve sebze/meyve tüketmeye bakin. Makarna yerine daha cok patates tüketmeye bakin. Haslanmis ya da pisirilmis hali vücudumuzda bazik bir ortam olustururur. Cesitli renkli baharatlar kullanin. Zerdecal, zencefil gibi. Findik, badem, ceviz tüketmeye bakin. Yasaminizi sadelestirin!
Unutmayin ki:

Dogada büyüyen hersey bizi besler! Dogada büyümeyen seyler ise beslemez.

Unutmayiniz ki kanser gibi hastaliklar yillar ve hatta onyillar öncesinde olusur. Bu süre esnasinda bircok seyi elinize alabilirsiniz! Hayatiniz ve sagliginiz icin sorumluluk üstlenin! Bu mümkün.
Severek yardimci olabilirim.

Selamlar ve saglicakla kaliniz

Öznur Acar


10 Mayıs 2020 Pazar

Aminoasitler- vücudumuzdaki en önemli kücük ögeler


Resimde gördükleriniz cesitli aminoasitler. Ortadaki mor renkli kesim ise DNA dedigimiz, vücudumuzun kalitimsal bilgisi.
 Bu yüzden denilebilir ki: Aminoasitler YASAM demektir.

  • Aminoasitler yasamimizin en önemli birimleri. Proteinler aminoasitlerden olusur ve vücut ise proteinlerden olusur. 
  • Vücutta cesitli metabolizma islemlerinde görevleri olan enzimler de proteindir!
  • Cesitli sinir hücreleri arasinda sinyal iletisimini saglayan nörotransmitterler , mesela Serotonin, Dopamin,  Glutamin asidi, GABA, Acetylcholin, veya  Adrenalin, Noradrenalin gibi hem nörotransmitter hem hormonlar önemli sentez ürünleridir ve bunlar icin de aminoasitler gerekli. ->Örnegin Tryptophan  Serotonin icin; Histidin  Histamin icin. ->Ve tiroid hormonlari icin Tirosin.Nörotransmitterler duygu ve hislerimizi idare eder . Sinir hücreleri arasinda kompleks ,etkilesme ve engelleme arasinda olusan bir dengeden ibarettir iyi bir beyin fonksyonu.
  • Ayrica vücudun asit/baz dengesini saglarlar.

  • Vücudumuzda onko-osmotik basinc denilen bir olay vardir. Bu basincin olusumunda proteiner cok önemli! Eger proteinler az ise ödem olusabiliyor.
  • Bütün bagisiklik sistemi proteinlerden olusur.
  • Karacigerin fonksyonu, vücudun metabolizmasinda olusan önemli atiklarini atma kapasitesi de proteinlere baglidir.

Vücudun kendisinin ürettigi aminoasitlerin sentezinin merkezi karacigerdir. (Bunun icin de iyi bir karaciger ve bagirsak fonksyonu önemlidir) . Vitamin B6, bu sentez olayi icin önemli ve vücut kendisi üretememektedir. Yani yiyecek yoluyla almaliyiz. dengeli beslenemiyorsak özel olarak takviye etmek zorundayiz.
Bazi aminoasitler protein olusturur ve bazilari protein olusturmaz. 20 aminoasit  protein olusturur ; bunlar genetik kodumuzda da bulunan yukaridaki resimde gördügünüz aminoasitlerdir. 
Sekiz tanesi ise üretilmez; gida yoluyla almak zorundayiz. Ya da takviye etmeliyiz bunlar:
 
        -Isoleucin
  • -Valin
  • -Methionin
  • -Leucin
  • -Tryptophan
  • -Lysin
  • -Phenylalain
  • -Threonin

  • Ne zaman aminoasit eksikligi olusur?



  • Karaciger güzel calismiyorsa. Bunun kan yoluyla tahlili yapilabilir. mesela cesitli enzimler kanda yüksek cikarsa.
  • Günümüzde karaciger hic dinlenemiyor.Cok fazla yük oluyoruz. Ya cok fazla, ya da cok fazla yagli, sekerli ve asiri derecede hayvansal ürünler yiyoruz. Acikma hissini unutmus durumdayiz! Acikmadan devamli atistirma aliskanliklari olusuyor. Yemek elbette ki keyif vermeli! Ama iyice acikana kadar beklemeyi de ögrenmeliyiz tekrar. Arada karacigeri rahatlatmak icin yesil smoothie ve cesitli bitki caylari ile kürler yapabiliriz. karacigerinize mola verdirmeniz önemli. Ama aclik diyetleri yapmadan! Bunlar yapabileceginiz en büyük hata.
  • Bagirsaklar düzgün olarak calismiyorsa. ya belli kronik hastaliklar ve enflamasyonlardan dolayi ya da leaky gut dedigimiz bagirsak mucozasinin bozuk oldugu durumlarda.
  • Gizli enflamasyonlar, tümör ve kanser gibi fazla aminoasit harcayan ve metabolizmanin dengesini bu sekilde bozan kronik rahatsizliklar! Böyle süpheniz varsa mutlaka doktora görünün.
           Eksik olan aminoasitleri dengeleme yöntemleri:

Önce bir eksiklik var mi yok mu bir analiz yaptirmada yarar var. Ondan sonra neyin nasil takviye edilebilecegi düsünülebilir. ya agiz yolu ile ya da serum yolu ile takviye edilebilir .Serumun avantaji kan yolu ile daha cabuk vücuda alinabilmesidir. Protein metabolizmasinda dengesizlik semptomlari:

  • Sinirsel, psikolojik dengesizlik ve rahatsizliklarda
  • karacigerin calisma düzenunde aksakliklar varsa
  • kalp kaslarinda zayiflik ve calismasinda düzensizlik
  • tansyon yüksekligi
  • yaralarin agir iyilesmesi
  • bagisiklik sisteminde dengesizlikler ve zayiflik
  • Ödem olusmasi, bilhassa karin kisminda.
Ben de muayenehanemde serum yapiyorum.Tabii ki önce detayli bir sekilde analiz ettikten sonra.


(Bild:pixabay.com)















8 Nisan 2020 Çarşamba

Mide yanmasi

Mide yanmasi  günümüzde cok sikca rastlanan bir sorun ve maalesef  asit düzenleyici ilaclara cok acelece el atiliyor. Cünkü bu olayda sadece asit fazlaliginin suclu olmadigi gözardi ediliyor. Icabinda asit azligi veya sindirim icin önemli olan sivilarin yeterince salgilanmamasindan da kaynaklanabiliyor.
Detayli bir anamnez cok önemli sorunun tam olarak nereden kaynaklandigini bulabilmek icin. Insanlarin dogustan gelen nitelikleri de sorunun kökenini bulmada yardimci oluyor. Ve asit düzenleyici bircok ilac sindirim sisteminin dogal sivi salgilamasini daha cok karisik bir hale getiriyor.
Bagirsak ve önemi üzerine detayli yazmistim. Simdi de bagirsak ile cok derin bir sekilde baglantili olan organlari inceleyelim. Klassik tip bunlari gözardi ediyor. Cünkü- midenin yanisira- Pankreas, karaciger-safra-sistemi ve de dalak.
Fakat önce pankreas:
Pankreas, kama sekline, karnin yukari kisminda ,yaklasik 20cm uzunlugunda ve 3-4 cm kalinliginda bir organ. Omurgaya cok yakin, bel bölümünde bulunur ve ince bagirsaga acilir. Karnimizda ne sekilde baglantili oldugunu gördügünüzde ne kadar inanilmaz mucizevi bir doga eseri oldugunu görüyorsunuz . Dolayisiyla ince bagirsaga gecis yapan üc organ:
-pankreas
-safra kesesi
-mide
Karaciger ve mide daha ön planda, fakat pankreas - bu baglanti acisindan- cok fazla dikkate alinmiyor. Cok gec kalindiginda ancak göze carpiyor.  Ayrica gözden kacan bir neden de eski bati tibbi acisindan dalak prensibi ile olan baglanti. Yani toprak elementinin agirlikli oldugu durumlarda, kara safra denilen sivi hakim oldugunda olusur. Bu durumlarda mide de etkilenir.

(-> detayli bilgi icin geleneksel bati tibbinda dört elementin sagligimiza etkisi blogunu okuyunuz!)

Fakat dönelim pankreasa. Pankreas önemli hormonlar da salgilar. Insülin ve glukagon gibi kan sekerini düzenleyen hormonlar. Somatostatin gibi enzim ve sivilarin salgilanmasini kontrol eden hormonlar ve hatta kismen serotonin de üretir. Yalniz burada sindirim icin önemli olan kisminda kalacagim.
Sindirim icin salgilanan sivilar yag hazmi(->lipaz) , karbonhidrat hazmi(->amilaz) ve de protein hazmi (->Tripsin). Genel olarak bunlar  bazik sivilar,  mide asidi ile kiyasla. Bütün sindirim icin önemli ve enzim iceren sivilarin salgilanmasi veya salginin azaltimlasi - yani kisacasi kontrolü-  vegetativ sinir sistemi tarafindan yönetilir ( yani sinir sisteminin bizim kontrolümüz altinda olmayan  bölümü) ve bazi önemli hormonlar tarafindan ince ayari yapilir. Mesela gastrin (pankreasta üretilir ve mide asidini , safra salgilamasini etkiler), kolezistokinin safra kesesini ve pankreasi etkiler. Sindirim sistemi peristaltik denilen kasilip gevseme hareketi ile calisir. Ve sindirim sivilarinin pH degerleri de bu kadar farkli oldugundan dolayi (mesela mide yaklasik 1 ve pankreas sivisi yaklasik 8-9 ) cesittli enzimlerin iyi calisabilmeleri icin vücudumuz belirli tampon sistemleri ayarlar. Bu sekilde her enzimin kendine uygun bir ortamda calisabilmesi icin vücut fevkalade ayarlar yapar.

  • Anamnez yapildiginda bir takim sorularla sorunun kökenine inebiliriz. Mesela mide yanmasi  yemekten sonra  olusuyorsa eger, sorun büyük ihtimalle midede. Cünkü yemek yedigimiz anda ve yiyecek yemek borusundan mideye varir varmaz asit salgilanir. Cok asidik bir ortam oldugundan dolayi eger mide mucozasinda ülser veya bir yara bulunuyorsa tabii ki yanma olusuyor. Eger yanma sorunu yemekten önce olusuyor ve yemekten sonra düzeliyorsa, sorun büyük ihtimalle ince bagirsakta. Cünkü ince bagirsakta salgilanan sivilar daha cok baziktir. Yani herhangi bir ülser veya yara bulunuyorsa rahatlatir.

Mide yanmasi denildiginde aklimiza tabii ki yanlis beslenme gelir. Fazlaca yagli, kizartilmis, hamur isi, tatli, sanayisel üretimden gelen hazir yiyecekler gelir. Ya da stres, sikinti.
 Ama bazi durumlarda sindirim icin gerekli sivilar yeterince salgilanmayabilir. Mesela metabolizma yavas oldugunda. Bu durumda- yani yeterince sivi salgilanmadiginda-  yiyecekler midede veya ince bagirsakta fazlaca durdugunda mucoza tabakasi zedelenebilir. Bu sekilde de yanma olusur.
Bunu güzelce irdeleyebilmek icin hastanin geleneksel bati tibbi acisindan dogustan gelen   temel olusumuna bakmak gerek.  Kolerik yapida, sari safranin hakim oldugu bir insan tipi mi? Ya da egzeriyetle mucusun hakim oldugu phlegmatik bir tip mi.

(detayli bilgi icin geleneksel bati tibbinda dört elementin sagligimiza etkisi blogunu tavsiye ederim!)

Kisacasi tipki domino taslarinin devrilmesi gibi bir durum olusuyor.
Sivilar dogrudürüst salgilanmiyorsa ya da sindirim icin önemli organlar birbiriyle baglantili calismiyorsa baska sikintilar da olusuyor. Mesela bagirsaktaki mikrobiyota, yani bakteriler gerektigi gibi olusmuyor. Bununla birlikte bagirsak dogru dürüst calismiyor , cünkü mucoza tabakasi düzgün olarak gelisemiyor. Sonucta tabii ki vücut icin önemli besin parcalari güzel alinamiyor vücudumuza.
Ayrica bu blogta yazilanlar sadece normal, günlük yasantimizda rastlanan sorunlarla ilgili. Herhangi bir agir vaka kuskusu varsa mutlaka önce doktora gidilmesi ve bunun incelenmesi gerek!

Dogal tip bize bu sivilarin tekrar güzel salgilanabilmesi icin cok cesitli yöntemler sunuyor. Mucoza tabakasi zedelenmisse bunu onaran yöntemler ve dogal ilaclar. Ayrica sivi salgilanmasini ve yukarida degindigim bütün önemli organlari tekrar bir harmoni durumuna sokan aci bitkisel maddeler (kara hindiba, civanpercemi, yer sarmasigi , meryem ana dikeni tohumu )bunlardan sadece birkaci

Fakat bunlara- belirttigim gibi- bireysel ve bütünsel olarak bakmak gerek.



https://www.heilpraktikerinoeznuracar.de/

4 Mayıs 2019 Cumartesi

Cayir papatyasi (koyungözü otu) - direnc ve gencligin sembolü


Cocuklugumdan beri bu cicek benim ilgimi ceker. Beyaz ile pembe arasi degisen renkteki cicek yapraklari ve ortasindaki sari dügme ile daima güleryüzlü bir genc kiz gibi icimizi acar. Dikkat edersek ; üstüne basilsa bile tekrar dogrulur; yani belli bir esneklige sahip. Ve bütün sene boyunca cicek acar. O yüzden latince ismi bellis perennis (yani ebedi olan)
Bildigimiz hakiki papatyanin bir kardesidir, ama yine de farkli.

Fakat önce vücutsal etkilerine gelelim:

  • Bas agrisi, migren gibi sorunlarda iyi etki eder. Kaslardaki spasmi cözer; bilhassa karin bölgesinde olan sorunlar; mesela hazimsizlik, adet sorunlari (hamilelikte lütfen kullanmayiniz) , her türlü yarada, burkulma, incinme gibi sorunlarda. Kan temizleyici ve lenf sistemini akisa getiren etkisi vardir. Balgamli öksürükte de cözücü etkisi vardir.
  • icinde antioxidan etkisi olan flavonoid denilen  ve  tanen ya da mazi tuzu gibi yara iyilestiren maddeler bulunmakta. Ayrica saponin denilen ve sabunumsu etkisi olan maddeler de vardir.
Ruhsal alanda etkileri :

Nasil vücudumuzda olan yaralari iyilestiriyorsa o sekilde ruhen olan yaralari da iyilestirir. Direnme gücü sembolüdür. Bize güc verebilir hayatin güclüklerine gögüs gerebilmemiz icin. Melankoli gibi "ruhsal alanda olan sertlesme , birikmelerde" de bizi tekrar akisa getirir.

Sizin icin tavsiye:

Salataniza koyabilirsiniz; mesela su an dogada bulunan kara hindiba, keci ayagi otu, yersarmasigi gibi sifali bitkilerle birlikte kullanin. Ya da tentürünü kullanabilirsiniz

Ben muayenehanemde bu bitkiyi baska sifali bitkilerle birlikte tavsiye ederim, cünkü etkisi kombinasyon halinde en iyidir . Bunun icin de bir insana tabii ki önce bütünsel olarak bakarim.
Eger bu konuda sorulariniz varsa severek yardimci olurum.

(Resim: pixabay.com)


17 Nisan 2019 Çarşamba

Dogal tipta serum, nöral tedavi ve diger yöntemler...

Serum ve igne deyince aklimiza gelen...


Cogumuz igne ve serum deyince daima hastalik düsünür. Aklimiza hemen hastane, kronik hastaliklar ve acil durumlar gelir.
Fakat bu yöntemler artik dogal tipta da önemli bir yer almakta. Ve biz de muayenehanemizde severek kullaniriz. Avantajlari nelerdir? Dogal ilac yutmak varken neden damar yoluyla ya da nöral tedavi ile kullanalim?
Tabii ki benim icin - ve de dogal tipta genel olarak- bir dogal ilacin hasta tarafindan alinmasi önemli. Bütüncül tedavi yöntemi acisindan birey icin de kendisi icin sorumluluk almasi önemli ve oral ( yani agiz yoluyla) olarak alinan ilaclar bu acidan önbemli. Iyilesme sizin de kendiniz icin üstlendiginiz sorumlulugunuzla olusan birsey. Fakat ben de iki yöntemli calismayi severim. Günümüzün yasam sartlari, icinde bulundugumuz lüks hayat sagladigi rahatlikla beraber bir takim sorunlar da olusturmakta. Gerektiginden fazla yiyecek aliyoruz; bunun cok fazlasi hayvansal ürün ve endüstriyel olarak üretilmis ucuz ürünler. Yani besin degeri olmayan ürünler 
. Etrafimizda cevresel zehirler de bir yana. Kiyafetten hava kirliligine varana kadar. Bütün bu durumlar vücudumuza yük oluyor yillarla birlikte. Vücudun atamadigi maddeler vücudun bag dokusuna yigiliyor genellikle ve bu birikmeler hücrelerin birbiriyle degis tokusunu engelliyor. Dogal tipcilar reaksyonlarin donmasi diye niteliyor bunuÖrnegin dogal ilac aliyorsaniz ve basari elde edemiyorsaniz bunun sebebi genellikle budur. 
Bu durumda önce agiz yoluyla vücudun toksiklerini atan bitkisel ilaclar  bir müddet verilir; karaciger, lenf sistemi, böbrekler harekete gecirilir. Ama ilk etapta severek yaptigim önce dogal ilaclarlardan olusan, cabucak damar yoluyla bag dokusunda biriken asidik maddeleri nötrlestiren  bir serum vermek. Ya da agrinin oldugu yerlerde nöral tedavi ; yani cilt altindan bir takim dogal maddeler enjekte edilir.

Ayrica bazi vitaminler, antioksidan maddeler ve mineraller , bazik bir ortam olusmasini saglayan  maddeler sindirim sistemi haricinde damardan verildiginde vücuda daha cabuk aliniyor.
Enjeksyonlarda , nöral tedavilerde ise cok fazla derine inmek gerekmiyor. Bazi noktalar tamamiyla yeterli.Lenf sistemi tekrar akisa gelir. Önceden de yazdigim gibi iyi akan bir lenf sistemi önemli.
Yalniz tekrar ve tekrar belirtmek istiyorum:
Sizin de cabaniz önemli. Yasam, beslenme tarzi degistirmek önemli.

Sorulariniz varsa severek yardimci olurum.

 Öznur Acar


https://www.heilpraktikerinoeznuracar.de/praxist%C3%A4tigkeit/aktuelles/

9 Nisan 2019 Salı

Insanlarda dogustan olan temel olusum ve diagnozda olan rolü

Temel oluşum


Insanlarda dogustan olan temel bir olusum vardir. Bu temel olusum ileride olusabilecek hastaliklari ve sikayetleri belirleyebilir. Temel olusum iris diagnozu ile belirlenir. Iris diagnozu tesadüfen FELKE adinda bir rahip tarafindan kesfedilmistir. Ayagi kirilan bir baykusun gözünde iris kisminda bir iz kaldigini gözlemlemistir.
Üc temel olusum vardir:
1) Lenfatik tip: Genel olarak mavi gözlerdir. Göz renkleri mavi ile yesil arasinda olabilir (bazen gözde olusan renk karisimlarina na bagli...Mesela karaciger ya da safra ya da böbrekten kaynaklanan kahverengi ile sari arasi renkler) Genel olarak rahatsizliklari lenf sisteminde (alerji, bagisiklik sistemi) ve de böbreklerdedir.  Su elementi agirlikli tiplerdir ve bazilarinda hazimsizlik sorunu olusabilir. Lenfatik tiplerin bir cogunda bag dokusu da zayif olabilir.
2) Hematojen tip:  Kahverengi gözlü insanlardir. Hastalik olusum meyilleri  kan , karaciger , dalak ve bu organlarla baglantili sikayetlerdir. Enflamasyonlara da sikca rastlanir.
3) Karisik renkli tip:  Bu insanlarin göz rengi bal rengindedir ve lenfatik tip ile hematojen tipin karisimindan olusur. Duruma göre hematojen ya da lenfatik tiplerde olan hastalik ya da sikayetlere rastlanir. Fakat genel olarak Karaciger-safra sorunlari olur. Ayrica iris kisminda halka seklinde izler vardir. Bunlar hassas bir sinir sistemine isarettir.
Yani iris rengine göre ve icinde olusan izler ve belirtilere göre hangi sorunlarin bulundugu görülebilir ve özel olarak tedavi edilebilir. Iris diagnozu bu konuda cok iyi yardimci olan bir diagnoz yöntemidir. Yukaridaki resimde  gördügünüz iris bir lenfatik iristir.

Bu konuda sorunuz varsa severek yardimci olurum.

saygilarimla Öznur Acar